Arizona çölünün ortasında, eksi 146 derecelik bir tankta tam on yıl boyunca sessizce bekleyen bir insan beyni nihayet gün yüzüne çıktı. Biyogerontolog Stephen Coles, 2014 yılında hayata veda ettiğinde bedenini toprağa değil, bilime emanet etmeyi seçti. Amacı sıradan bir ölümsüzlük arzusundan ziyade, nörolojik dokuların aşırı soğukta parçalanıp parçalanmayacağını görmenin yolunu açmaktı. Sonuç: Bütünlük korundu.
Kriyobiyolog Greg Fahy, yakın arkadaşının beyninden aldığı parçaları incelediğinde ezber bozan bir manzarayla karşılaştı. Normal şartlarda hücreleri paramparça etmesi beklenen dondurucu kimyasallar, Coles'un beyin dokusunu bir zaman kapsülü gibi korumayı başardı. Hücresel mimari, yılların getirdiği ağır tahribata direnerek ayakta kaldı. Minnesota Üniversitesinden araştırmacılar bu dokunun kesinlikle ölü olduğunu savunsalar da, Fahy hücresel canlanma ihtimaline tutunuyor. Umut hala masada.
Bu cesur biyolojik deney, ölümü kesin bir sondan ziyade çözülebilir bir mühendislik problemine dönüştürüyor. Dondurulmuş bir zihnin hasarsız şekilde saklanabilmesi, insan bilincini zamanın ötesine taşıyacak o ürkütücü köprünün ilk ayaklarını inşa ediyor. Biyolojinin sınırları baştan çiziliyor.
KAYNAK: futurism.com