İnsanlığın kozmostaki en uzak elçilerinin kalp atışları yavaşlıyor. 1977 yılında fırlatılan ve şu an Dünya'dan milyarlarca kilometre uzakta yıldızlararası boşlukta süzülen Voyager 1 ve Voyager 2, artık hayatta kalma mücadelesi veriyor. Entropi kazanıyor. Araçların nükleer pilleri her yıl dört watt güç kaybederken, iletişim kurmak için gereken iki yüz wattlık enerji sınırı giderek daralıyor.
NASA bünyesindeki Jet Propulsion Laboratory ekibi pes etmiyor. Uzmanlar, Big Bang adını verdikleri yeni bir müdahale ile araçların donmak üzere olan itici yakıt hatlarındaki üç cihazı kapatıp daha az enerji harcayan alternatifleri devreye sokacak. Toplamda sadece on watt tasarruf sağlayacak bu hamle, bilimsel enstrümanların ömrünü en az bir yıl daha uzatacak. Mühendislik zekası devrede. Alan Cummings'in deyişiyle, radyasyonla kavrulan teleskoplar ve yaşlanan bilgisayarlara rağmen sistemdeki olağanüstü yedekleme mimarisi bu direnişi mümkün kılıyor.
Bu son çırpınışlar, evrendeki geçiciliğimizin en zarif kanıtı. Proje yöneticisi Suzanne Dodd, şans ve iyi mühendislikle araçların 2035 yılına kadar dayanarak Güneş'ten iki yüz astronomik birim uzaklığa ulaşmasını hedefliyor. Bir zamanlar sadece dev gezegenleri incelemesi beklenen bu iki metal kaşif, karanlığa gömülmeden önce bize evrenin en derin sırlarını fısıldamaya devam edecek. Zaman daralıyor.
KAYNAK: space.com