İnsanlığın binlerce yılda inşa ettiği sosyal evrimi sadece birkaç güne sığdıran bir laboratuvar düşünün. Stanford Üniversitesi araştırmacıları tam olarak bunu başardı ve devasa yapay zeka ajanlarından oluşan dijital toplumlar kurdu. Bu algoritmalar sadece veri işlemiyor; kendi aralarında dedikodu yapıyor, yankı fanusları oluşturuyor ve hatta kurgusal inanç sistemleri üretiyor. Sonuç: Kusursuz bir sosyolojik ayna.
Sistemin kalbinde, her biri farklı hafıza kapasitesine ve demografik profile sahip binlerce otonom ajan yatıyor. Araştırmacılar bu ajanları gerçek insanların saatler süren mülakat dökümleriyle eğitiyor. Maslow hiyerarşisine göre karar veren bu zihinler, temsil ettikleri kişilerin tepkilerini yüzde 85 doğrulukla tahmin ediyor. Önceden yazılmış senaryolar yok. Sadece ihtiyaç odaklı kararlar var.
Bu teknoloji, yeni bir politikanın veya krizin toplumda nasıl yankı bulacağını test etmek için eşsiz bir simülasyon sunuyor. Ancak tehlike büyük. İnsan davranışının bu denli isabetli tahmin edilmesi manipülasyon ve mahremiyet ihlallerini beraberinde getiriyor. Kendi yansımalarımız gerçekliğin tekelini yavaş yavaş elimizden alıyor.
KAYNAK: nature.com