İklim krizinden kurtulmak için devasa rüzgar türbinleri ve güneş panelleri inşa ediyoruz ama bu kurtuluş planının kendisi gezegeni ısıtıyor. Modern iklim bilimciler bu çıkmaza enerji paradoksu adını veriyor. Yeşil altyapıyı kurmak için devasa iş makinelerine ve madencilik faaliyetlerine, yani fosil yakıtlara muhtacız. Çelişki tam da burada başlıyor.
Temiz enerjiye geçişin faturasını sadece parayla değil karbonla ödüyoruz. Lityum ve kobalt çıkarmak devasa bir enerji oburluğu yaratıyor. Üstelik verimlilik arttıkça enerji ucuzluyor ve toplam tüketimimiz daha da katlanıyor. Sadece teknolojiyi değiştirmek bizi kurtarmıyor. AMOC okyanus akıntısının durması veya Amazon ormanlarının kuruması gibi geri döndürülemez noktalara hızla yaklaşıyoruz. Sonuç: Sistemsel çöküş.
Karbon emisyonlarını azaltmak artık tek başına işe yaramıyor. Araştırmacılar stratosfere yansıtıcı aerosoller enjekte etmek, atmosferdeki karbonu dev fanlarla emip yeraltına gömmek veya ekonomik büyüme dogmasını terk edip planlı küçülme modeline geçmek gibi radikal çözümleri masaya yatırıyor. Geleceği kurtarmanın yolu sadece yeni icatlar yapmaktan değil, küresel tüketim alışkanlıklarımızı baştan tasarlamaktan geçiyor. Zaman daralıyor.
KAYNAK: reddit.com