Kentucky merkezli Network for Hope, kalp atışları devam eden bir hastanın organlarını hasat etmeye kalkıştı. Tıp ve cinayet arasındaki çizgi, sistemin bedeni bir yedek parça deposu olarak görmeye başladığı an silikleşir. Hastane koridorlarında yankılanan asıl soru, yaşam çizgisinin nerede bittiğidir.
Beyin ölümünden farklı olarak, kalbin durmasına bağlı dolaşımsal ölümlerde yaşam desteğini sonlandırma anı belirsizlikler barındırır. Federal müfettişler, iptal edilen 351 vakayı inceleyerek yetmiş üç hastada organ bağışına engel teşkil etmesi gereken nörolojik yaşam belirtileri saptadı. Kural basittir; organ toplama kuruluşları hastanın bakım kararlarına karışamaz.
ABD Sağlık Bakanlığı, güvenlik ihlallerini gerekçe göstererek kurumu tamamen kapatmak için yasal süreci başlattı. Biyolojik kapitalizm, insan bedenini kurumsal hedeflere feda ederek tıbbi etiğin sınırlarını eritiyor. Yaşama hakkı her zaman donör kotalarından üstündür. Güven ortadan kalktığında, şifa dağıtması gereken sistem bir avcıya dönüşür.
KAYNAK: arstechnica.com